Yazı Detayı
19 Kasım 2015 - Perşembe 18:08 Bu yazı 633 kez okundu
 
GÖKTAŞININ TEOLOJİK İBRET BOYUTU
DR. RAMAZAN KORKUT
rkorkut_12@hotmail.com
 
 

Göktaşının Teolojik İbret Boyutu: Fail ve Gaye, Üzerine Bir İnceleme

Kalbe perde inince akıl ve mana gözü körleşir. Gözler sanatı ve maddeyi görürken; basiret körelir, akıl madde boğulur ve ötesine geçemez. Kalp ve basiret gözüne inen perdeler inkar, şirk, dalalet ve gafletin derecesine farklı derecelerde bir karanlığa ve körlüğe sebep olur. İman ve tefekkür şuuruyla kalbin üzerindeki gaflet perdelerinin aralandıkça; basiret ve akıl gözü de hakikati görmeye başlar.

Bakmak ve görmek arasında, anlamak ile anlamamak kadar büyük bir fark vardır. İbarenin lafzı ayrı, manası ayrı, mananın ruhu ve özü ise apayrı bir husustur. Kur’an, gözlerdeki perdeyi kaldırarak hakikati gösteren ve ezberleri bozan bir kitaptır. Kur’an, varlığı fail ve gaye çerçevesinde incelemeyi emretmektedir. Son zamanlarda ilimize düşürülen gök taşına, bir de bu pencereden bakalım. Yani sadece bakmayalım, biraz da görelim. Lafızdan manaya, manadan ise mananın hakikatine intikal edelim.

İlk emri oku olan yüce kitabımız; aslında varlığın fenni ve sosyal boyutlarını, fail ve gaye (inanç) boyutuyla birlikte okumayı, araştırmayı ve incelemeyi emretmektedir. Zira insanda merak uyandırarak bilime, araştırmaya, okumaya ve anlamaya sevk ederek medeniyetler inşa eden kitabımızın gayesi; varlık alemindeki sanat inceliklerinin; cemal, kemal ve kudret eserlerinin ibret gözüyle okunması ve anlaşılmasıdır. Muhatabın bu vesileyle Allah’ı tanıması, ona iman ve teslimiyetinin artmasıdır. Dumandan ateşe intikal eden bir aklın varoluş görevi de; varlıktan hareketle fail ve gayeye intikal etmektir. Varlığı da bu çerçevede okumak, incelemek ve araştırmaktır. Akıl göz ise, vahiy ışıktır. Akıl ve irade, mali ve bedeni imkanı yine onun rızası dairesinde, emir ve yasakları doğrultusunda harekete geçirmekle mükelleftir. İnsanoğlunun yaratılış gayesi budur. Göktaşı meselesinin fenni ve sosyal boyutlarını ehline bırakarak; fail ve gaye boyutunu okumak, incelemek istiyoruz.

Silah patladı, kurşun adama isabet etti. Peki tetiği çeken kim ve o tetiği neden çekti, yani fail kimdi ve gayesi neydi. Faili ve gayeyi görmezlikten gelmek, bir çeşit körlüktür. Peki bu gök taşını kim, hangi gayeyle yer yüzüne indirdi. Aslında gök taşı da, varlık aleminde cereyan eden ilahi fiil ve ayetlerden biridir. Bu fiillerin faili, onu gökyüzünden yeryüzüne muntazam bir şekilde indiren; varlığın, yerlerin ve göklerin sahibidir. Fail Allah; gaye ise uyarmak, maddi ve manevi gafletten uyandırmak; tefekkür, araştırma ve inceleme için dikkatleri varlığa, semanın ışıklı, parlayan nur yüzüne celb etmektir. Gökten taş yağdıracak dereceye ulaşmış zulümler, hata ve günahlara ilahi bir uyarı olarak veya salih bir toplum isek, yağmur misali gökten inen bir rızık olarak görelim, fark etmez, yeter ki faili ve gayeyi anlayalım; biri tövbe ve istiğfara, diğeri ise şükür ve ibrete medar olsun. Varlığı araştırma konusu edinen bütün fenler, varlıktaki tefekkür ve sanat inceliklerin farklı bir boyutunu dile getirmektedir. Tefekkürde derinleştikçe; o göktaşının Allah’ın ilmine, iradesine, kudretine, azametine, sanatına, bizi ondan nasıl muhafaza ettiğine dair tefekkür ve sanat inceliklerine nüfuz edebiliriz. Yeter ki fail ve gayeyi idrak eden tefekkür ehlinden olalım. Bunu söyleyince gidip tekrar aramak, araştırmak ve bu gayeyle bir tane de olsa numunesini bulmak, inanıyorum ki farklı bir sevince ve huzura vesile olacaktır. Aynı zamanda fiili bir tefekkür ve ibadete vesile olacaktır.

Yerleri ve gökleri yaratan Allah-ı Zülcelal; Muhammed Rasülullah (s.a.v)’e nazil ettiği kitabında, bu gök taşı hakkında buyuruyor ki:

1- “Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerlerin çemberini aşmaya (nüfuz etmeye) gücünüz yetiyorsa çıkın ve aşın! Allah’ın verdiği bir güç olmadan aşamazsınız. Şimdi Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz. Üzerinize yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız.” (Rahman, 33/35)

2- “Andolsun biz dünya semasını kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılacak taşlar yaptık ve ahirette de onlara alevli ateş azabını hazırladık” (Mülk, 4)

Said Nursi hazretleri, bu iki ayeti şöyle tefsir etmektedir: yani, “Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin! Emirlerime itaat etmezseniz haydi elinizden gelirse hudud-u mülkümden çıkınız! Nasıl cesaret edersiniz ki, öyle bir Sultanın emirlerine karşı gelirsiniz; yıldızlar, aylar, güneşler emirber neferleri gibi emirlerime itaat ederler. Hem tuğyanınızla öyle bir Hakim-i Zülcelal’e karşı mübareze ediyorsunuz ki, öyle azametli muti’ askerleri var. Faraza şeytanlarınız dayanabilseler, onları dağ gibi güllelerle recmedebilirler. Hem küfranınızla öyle bir Malik-i Zülcelalin memleketinde isyan ediyorsunuz ki, cünudundan öyleleri var, değil sizin gibi küçük aciz mahluklar, belki farzı muhal olarak dağ ve arz büyüklüğünde birer adüvvü kafir olsaydınız, arz ve dağ büyüklüğünde yıldızları ateşli demirleri size atabilirler, sizi dağıtırlar. Hem öyle bir kanunu kırıyorsunuz ki, onunla öyleler bağlıdır, eğer lüzum olsa arzınızı yüzünüze çarpar, gülleler gibi küreler misüllü yıldızları üstünüze Allah’ın izniyle yağdırabilirler. (Sözler, s.346)”

Böyle olunca, kendimizi madden ve manen sorgulamalıyız. Zihniyet dünyamızı, ahlak ve yaşantımızı yeniden hesaba çekmeliyiz. Araştırma için dünyanın bir ucundan gelerek göktaşının gramına para basıp, bunun reklamını yaparak halkımızı bir umut ve beklentiye sürükleyerek taş toplattıran ve araştırmaya bizden daha fazla önem bir zihniyet; muasırlarımıza nispeten bilimsel ve ekonomik alandaki zaafımızla, bizi bir kez daha yüzleştirmiştir. Kur’an o gücü elde ederek ve hakka ve halka hizmetkar etmeyi emrediyor. Biz ise hala armutun batıda pişmesini ve ağzımıza düşmesini bekliyoruz. Bizde ahlaktır. Onlar bizden alacak, üretecek, keşfedecek, geliştirecek, sonra bize satacak zenginleşecek.. Biz de alacağız, tüketeceğiz, fakirleşeceğiz; bitince tekrar onların üretmesini bekleyeceğiz. Bizden daha zeki olduklarına inanmıyorum. İnandığım tek şey bizden daha fazla çalıştıkları, bizdeki gayrı müslim sıfatların onlardaki Müslüman sıfatlara mağlubiyetidir. Bunlar da başka yazılara kalsın.

Bir an evvel, maddeten ve manen kendimize bir çeki düzen vermek ve toparlanmak için harekete geçmeliyiz. Bize yakışan, hayatı bidayetinden nihayetine, doğumdan ölümüne, iman ve salih amel çerçevesinde, cehalet zilletinden kurtarmak için eğitime, ilme, bilime ve araştırmaya adamaktır. İsraf, hırs ve tembellikten mürekkep çöküş ve geri kalmışlık ahlakını cehenneme yollayarak; bunun yerine iktisat, kanaat ve çalışma ahlakını ikame etmektir. Kefa ve teemmel. Selam ve dualar.

 
Etiketler: GÖKTAŞININ, TEOLOJİK, İBRET, BOYUTU,
Yorumlar
Yazarlar
Bizim Gazete
En Çok Okunanlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Bingöl Belediye'sini Başarılı Buluyormusunuz ?
Anketler
Derneğimizin Çalışmalarını Nasıl Buluyorsunuz ?
Anketler
Sitemizi Nasıl Buldunuz.
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
35
0
2
5
10
17
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Trabzonspor
29
0
4
5
8
17
5
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
5
6
6
17
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
13
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
14
Alanyaspor
18
0
9
3
5
17
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

,