Yazı Detayı
09 Mart 2015 - Pazartesi 19:21 Bu yazı 1045 kez okundu
 
İMTİHANIMIZDA RIZA-YI İLAHİ
HACI AŞAN
akeder12@gmail.com
 
 

                                                                             İMTİHANIMIZDA RIZA-YI İLAHİ

 

      Zaman ve zeminin merhametsizliğinden mi yoksa Nisyan’dan(Unutma) gelen insan olmamız nedeniyle duygularımızı yerli yerinde kullanamayışımızdan mı yada İnandığımız gibi yaşamadığımızdan dolayı zamanla ‘’Başkası; Desin, Ne der, Ne demiş, Ne derse desin’’ duygularının da etkisiyle yaşadığımız gibi inanmaya başlamamızdan mı veya sebep ne olursa olsun bazen bildiğimiz bazen bilemediğimiz ama çoğu zaman İmtihanda olduğumuzu unutup Her şeyimizi Dünyanın etrafında ve dünyanın ölçeğiyle ölçüyor O’na göre yaşıyor ve ölüyoruz.

     Yeryüzünün en güzel varlığı olarak YARATILAN ve yaratılanlar içersinde en ŞEREFLİ varlık olan İNSAN olarak yaratıldığım için sonsuz Hamdolsun.

 

     Öyle bir YARATILIŞ ki; Hava, Su, Toprak ve Işık gibi yaşamın dört temel unsuruyla birlikte bütün hayvanların, bitkilerin, dağların, ovaların, uzayın hâsılı tüm mevcudatın umumen hizmet ettiği,

     Hayalleri, fikirleri, sevinç ve kederleri ile mananın en güzeli,

     Beyni, kalbi, gözü, sesi ve nefesinden tut, en küçük hücresinden parmak uçlarına varıncaya kadar en mükemmeli,

     Psikolog, Nörolog ve Sosyologların çözemediği kusursuz bir varlık olan İNSAN olmak. Ne güzel bir nimet ve kıymet.

 

     Hem öyle bir ŞEREF ki; Hiçbir şeye muhtaç olmayıp her şey kendisine muhtaç olan,

     Yaratılmışların umumu ara vermeden reddetse bile azametine zarar verilemeyecek olan,

     Ve yine yaratılmışların umumu ara vermeden O’nu zikretse bile yüceli anlaşılamayacak olan,

     Her şeyin ihtiyacını bilen, duyan, anlaya, acıyan tam zamanında ve ihtiyacına uygun karşılayacak olan,

     Kâinatın hiçbir alanında kusur ve eksik bırakmadan yaratan ve kusursuz olan,

     Yaratmak istediğinde sadece  ‘’Ol’’ diyerek yaratabilecek bir güce, ilme, iradeye ve izzete sahip olan,

     Sayılamayacak kadar ismi ve sıfatı olan ALLAH(cc)’ın isim ve sıfatlarını tecelli ettirebilmek ve yeryüzünde kendine halife olarak seçtiği bir varlık olan İNSAN olmak. Ne şerefli bir makam ve Ne A’li bir ikram.

 

     Bazen öyle utanıyorum ki; Bir kul olarak bizlere verilen bu kıymeti ve şerefi anlamayarak tüm varlıkları bize hizmet için yaratıp, kendisine Kulluk ve İbadet etmemizi isteyen RABB’ime karşı vazifemi hakkıyla ifa edememenin mahcubiyeti ve zararıyla bir KUL olamamanın hüznünü ve korkusunu yaşıyorum. Sonra Rahmeti her tarafı kuşatan RABB’ imin Merhametini buluyor ve O’na ulaşmanın yollarını arıyorum.

      Böyle Şerefli bir yaratılışla, ibadet ve kulluk etmek kastıyla gönderildiğimiz bu fani dünyada ebedi hayatımızı kaybetme riskine dair tehlike sirenleri çığlık atıyor. Mezarlıklarda yatan, krallar, kralcılar, öfkeler, zulümler, acılar, pişmanlıklar, sevinçler, umutlar, makamlar, havalar, makamlar, şarkılar, tüm aldanmışlıklar, Ahhh…..Wa Esefa’lar, yanlış işe ve yanlış yola harcanmış sermayeler,  geri vitesi olmayan yolculukta yaptığımız en küçük- en büyük her şeyin hesabının sorulacağı, hiçbir hile yapılmadan sorularında ve cevaplarında Ora’ya ait olduğuna dair çok net uyarılar yaparak Ora’ya hazırlanmamız gerektiğini haykırmasına rağmen sanki biz hiç ölmeyecekmişiz gibi şu fani dünya’yı sabit zannediyor ve o zan ile bütün bütün zayi etme ihtimalli yollara, oyunlara ve oyalanmalara giriyoruz.

      Ömür sermayesinin az, mühim işlerin çok olduğu ve ebedi dünyayı kazanıp kaybetme yeri olan bu Dünya’da kendime yeni bir umut ve rahmet kapısı çalıyorum.

      RABB’imden diliyor ve dileniyorum ki; Hesap günü bazı insanlar hesaba çekildikten sonra cezaya müstahak olunca; Tarifi ve telafisi mümkün olmayan öyle zor bir duruma düşecekler ki,  bu durum Kur’an-ı Kerim’de ‘’ Bir görseydin o suçluları: Rab’lerinin huzurunda, mahcupluktan başları önlerine eğilmiş şöyle derken: ‘’Gördük, işittik ya Rabbenâ! Ne olur bizi dünyaya bir gönder! Öyle güzel, makbul işler yaparız ki! Çünkü gerçeği kesin olarak biliyoruz artık!"’’(SECDE:12)’’diye bize haber verir.Ama insanlar bu taleplerini ifade ettiklerinde, ALLAH tarafından "Öyleyse, siz nasıl bugünkü buluşmayı unuttunuz ve bu unutmayı ömür boyu sürdürdüyseniz, Biz de bugün sizi unuttuk. Yaptıklarınızdan ötürü, tadın bakalım sürekli azabı!" denilecek. İşte bizim için en büyük fırsat ve ümit kapısı burada açılıyor. Farz edelim ki; Bizde o güne gittik, pişman olduk, geri gönderilmek istendik. Hiç kimseye verilmeyen fırsat bir defalığına bize verildi ve dünya’ya geri geldik. Artık biz Ora’da yaşanacak mükafata(ödül) ve mücazata (ceza) sebep olacakları şimdiden araştırırsak, ihlasla yapışırsak İnşaALLAH kurtulma ümidi biraz daha artar.

    Gelecekte yaşayacağımız muhtemel durumları ALLAH’ın izniyle en iyi bilen Mİ’RAC’ta Ahirzamandan, kabirden, Haşirden, sırattan, cehennemden, cennetten taa Rü’yetullah’a kadar gidip gelen ve güzel itaat eden, ibadetiyle Habibullah olan Resulü Ekrem Hazreti Muhammed(sav) öyle zarif bir tarifte bulunmuş ve demiş. Benim dünya ile ne alâkam olabilir ki! Benim dünyadaki hâlim, bir ağacın altında gölgelenip azıcık dinlendikten sonra yoluna devam eden bir yolcunun hâline benzer.” Tüm bu yollardan geçen, asla yalan söylemeyen, ALLAH’ın izniyle bize şefaat edecek olan, Doğumunda, Yaşamında, Vefatında ve Ahirette Ümmetim, Ümmetim, Ümmetim diyen, heva ve hevesinden konuşmayan, ALLAH’ın istediği ve sevdiği bir kul ve Resul olarak en kıymetli olanı, en faydalıyı ve tabi olunması gereken asıl ve kıymetli olanı ne güzel tabir ve tarif etmiş.

     En azından şimdilik, İslamı ve İslami cemaatleri kendi tarlaları gibi kullanan, İnsanları ALLAH için kesen, Başkasına nasihat ederken kendini unutan, Kendi heva ve hevesine tabi olan, Sürekli ve sadece kendisinin haklı, başkalarının ziyanda olduğunu zırvalayanlar hariç samimi Müslümanları severek(Kendi adıma Kıtmir’leri olurum), Farzları yerine getirip büyük günahları terk ederek işe başlayabiliriz. Evet, bu yazıyı tüm eksikliklerine rağmen okuyarak beni seven Kardeşim, Abim,  Ablam, Bacım beni Rızası için sevdiğiniz ALLAH için bende sizi seviyorum.

    Ayrıca bu yolda ömür tüketmiş ve Ömrü boyunca Resulullah’ı örnek alarak yaşamış Bediüzzaman Hazretlerinin asrımızda ısrarla bizlere yüce hakikati güzel ve faydalı bir düstur olarak  “Amelinizde Rıza-yı İlâhî olmalı. Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer o kabul etse, bütün halk reddetse te’siri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder. Onun için, bu hizmette doğrudan doğruya yalnız cenab-ı hakk'ın rızasını esas maksad yapmak gerektir ’’diye ifade etmiş. ALLAH istifade edenlerden etsin.

SELAMIN EN GÜZELİ ÜZERİNİZE OLSUN

 
Etiketler: İMTİHANIMIZDA, RIZA-YI, İLAHİ,
Yorumlar
Yazarlar
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Anketler
Bingöl Belediye'sini Başarılı Buluyormusunuz ?
Anketler
Derneğimizin Çalışmalarını Nasıl Buluyorsunuz ?
Anketler
Sitemizi Nasıl Buldunuz.
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
35
0
2
5
10
17
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Trabzonspor
29
0
4
5
8
17
5
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
5
6
6
17
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
13
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
14
Alanyaspor
18
0
9
3
5
17
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

,